27 Şubat 2013 Çarşamba


iğne ile kuyu kazmak bu olsa gerek.iğne oyası bir örtü.bayağı zor oldu ama nazar değmesin güzel oldu.iğne oyası demek aşkın bir halidir sanırım.

18 Şubat 2013 Pazartesi

Fotoğraf: Bütün Anneler Burada
HER HAFTA SONU UYGULADIĞIM MAYA MASKESİ GERÇEKTEN BIR MUCİZE!!!


Maya ile, güzelliğinize güzellik katmaya ne dersiniz?

Mayanın cilt; ve saçlar üzerindeki etkisinin yüzlerce yıldır bilindiği hakkında fikir sahibi değilseniz, çok geç kalmışsınız deriz… Bu yazımızda, maya ile, güzelliğinize güzellik katmanın yollarını öğrenmeye, şu andan itibaren başlıyorsunuz… Mayayı, Mısır’lı kadınlar, güzelleşmek için ciltlerine uygularken, bununla birlikte, mikrop öldürücü özelliğini de keşfetmiş, ve bizlere kadar ulaştırılan bir bilginin kaynağı niteliğini taşımışlar…

Mayanın Faydaları Nelerdir?
Mayanın içeriğinde bir takım mineral ve vitaminler yer alıyor. Mayanın içeriğinde yer alan bu mineral ve vitaminler, cildin gereksinim duyduğu vitamin; ve mineraller olarak bilinmeli. Aynı şekilde saç da, mayanın içeriğinde bulunan vitamin ve minerallere gereksinim duyuyor… Mayanın faydaları arasında, karaciğeri toksinlerden arındırmasından bahsetmek gerekirken, mayanın faydalarından bir diğeri de sivilce tedavisi; ve akne tedavisi. Mayanın faydaları arasında, cildi, gereksiz yağlarından arındırması da yer alıyor… Saç diplerine yaptığınız masaj ile, saç dökülmesinin tedavisini gerçekleştirebilirsiniz. Cildinizi nemlendirebilir; ve yine maya ile, çatlamış ellerinizin yumuşamasını sağlayabilirsiniz…

Mayanın Cilde Faydası
Maya, içeriğinde önemli miktarda protein bulunduruyor. Mayanın içeriğinde bulunan protein, cildin kendisini yeniden yapılandırmasına yardımcı oluyor; bu durum ise, cildin pürüzsüz; ve güzel görünmesine olanak tanıyor. Aynı zamanda, mayanın içeriğinde, önemli miktarda potasyum yer alıyor, Potasyum, dokularda bulunan zararlı toksinlerin dışarı atılmasına olanak tanıyor. Bu etki, cildin tamamen yenilenmesini sağlıyor; ve bunun da yanında, yağlarından arındırılan ciltte, akne ve sivilce oluşumu ya durduruluyor; ya da azaltılıyor…

Maya Maskesi Nasıl yapılır?
Mayanın, cilt üzerindeki faydalarından yararlanmak için, bir tatlı kaşığı yoğurt; ya da aynı ölçüde süt; ve iki çorba kaşığı yaş mayaya ihtiyacınız var. Bir kaseye alınan mayanın içerisine az miktar ılık su eklenir; ve maya eritilir. Daha sonra ise, süt ya da yoğurt, maanın içerisine eklenir; ve bir krem kıvamını alarak karıştırılır. Elde edilen maya, göz çevresi ve dudak çevresi hariç, dairesel hareketlerle yüze uygulanır. Yüzünüzde on dakika kalması gereken mayayı, hafif bir şekilde ıslatılmış pamuk ile silin. Daha sonra da yüzünüzü, önce ılık su; sonra ise soğuk su ile yıkayın…

Elleriniz İçin Maya Formülü
Mayanın faydaları eller için de geçerli. Elleriniz soğuktan çatladı ise, maya ile uygulayacağınız bir kaç seansın sonrasında, ellerinizin çok yumuşak olduğunu görebileceksiniz… bir tatlı kaşığı yaş maya; ve bir kahve fincanı ılık su ile, ellerinizdeki çatlamaları önleyebilir, tedavi edebilirsiniz… Akşamları yatmadan önce gerçekleştirmeniz gereken bu uygulamada, sütün içerisine mayayı atıp, iyice erimesini sağlamalısınız. Sonrasında on dakika boyunca elinizde kalmasını sağladığınız bu mayalı kremi yıkamanız gerekmektedir.

Mayanın Saça Faydaları
Saçlar üzerinde de pek çok olumlu etkisi bulunan maya, strese bağlı saç dökülmelerini önleyerek, saçın uzamasına katkıda bulunuyor. Mayanın içeriğinde B5 vitamini bulunuyır, ve bu vitamin, saç sağlığı açısından çok önemli etkileri olan keratinin oluşumuna katkıda bulunuyor. Keratin de saçın dökülmesini önlerken, yine keratin, daha gür; ve sağlıklı saç görünümüne olanak tanıyor.

Dört çorba kaşığı toz maya; ve bir su bardağı ılık suya gereksiniminiz var. Ilık suyun içerisinde eritilen mayanın saç diplerine friksiyon yöntemi ile yedirilmesi, ve bir kaç dakikalık bekletmeden sonra bol su ile yıkanması gerekiyor…

Kaynak:sağlıkwebMaya ile, güzelliğinize güzellik katmaya ne dersiniz?

Mayanın cilt; ve saçlar üzerindeki etkisinin yüzlerce yıldır bilindiği hakkında fikir sahibi değilseniz, çok geç kalmışsınız deriz… Bu yazımızda, maya ile, güzelliğinize güzellik katmanın yollarını öğrenmeye, şu andan itibaren başlıyorsunuz… Mayayı, Mısır’lı kadınlar, güzelleşmek için ciltlerine uygularken, bununla birlikte, mikrop öldürücü özelliğini de keşfetmiş, ve bizlere kadar ulaştırılan bir bilginin kaynağı niteliğini taşımışlar…

Mayanın Faydaları Nelerdir?
Mayanın içeriğinde bir takım mineral ve vitaminler yer alıyor. Mayanın içeriğinde yer alan bu mineral ve vitaminler, cildin gereksinim duyduğu vitamin; ve mineraller olarak bilinmeli. Aynı şekilde saç da, mayanın içeriğinde bulunan vitamin ve minerallere gereksinim duyuyor… Mayanın faydaları arasında, karaciğeri toksinlerden arındırmasından bahsetmek gerekirken, mayanın faydalarından bir diğeri de sivilce tedavisi; ve akne tedavisi. Mayanın faydaları arasında, cildi, gereksiz yağlarından arındırması da yer alıyor… Saç diplerine yaptığınız masaj ile, saç dökülmesinin tedavisini gerçekleştirebilirsiniz. Cildinizi nemlendirebilir; ve yine maya ile, çatlamış ellerinizin yumuşamasını sağlayabilirsiniz…

Mayanın Cilde Faydası
Maya, içeriğinde önemli miktarda protein bulunduruyor. Mayanın içeriğinde bulunan protein, cildin kendisini yeniden yapılandırmasına yardımcı oluyor; bu durum ise, cildin pürüzsüz; ve güzel görünmesine olanak tanıyor. Aynı zamanda, mayanın içeriğinde, önemli miktarda potasyum yer alıyor, Potasyum, dokularda bulunan zararlı toksinlerin dışarı atılmasına olanak tanıyor. Bu etki, cildin tamamen yenilenmesini sağlıyor; ve bunun da yanında, yağlarından arındırılan ciltte, akne ve sivilce oluşumu ya durduruluyor; ya da azaltılıyor…

Maya Maskesi Nasıl yapılır?
Mayanın, cilt üzerindeki faydalarından yararlanmak için, bir tatlı kaşığı yoğurt; ya da aynı ölçüde süt; ve iki çorba kaşığı yaş mayaya ihtiyacınız var. Bir kaseye alınan mayanın içerisine az miktar ılık su eklenir; ve maya eritilir. Daha sonra ise, süt ya da yoğurt, maanın içerisine eklenir; ve bir krem kıvamını alarak karıştırılır. Elde edilen maya, göz çevresi ve dudak çevresi hariç, dairesel hareketlerle yüze uygulanır. Yüzünüzde on dakika kalması gereken mayayı, hafif bir şekilde ıslatılmış pamuk ile silin. Daha sonra da yüzünüzü, önce ılık su; sonra ise soğuk su ile yıkayın…

Elleriniz İçin Maya Formülü
Mayanın faydaları eller için de geçerli. Elleriniz soğuktan çatladı ise, maya ile uygulayacağınız bir kaç seansın sonrasında, ellerinizin çok yumuşak olduğunu görebileceksiniz… bir tatlı kaşığı yaş maya; ve bir kahve fincanı ılık su ile, ellerinizdeki çatlamaları önleyebilir, tedavi edebilirsiniz… Akşamları yatmadan önce gerçekleştirmeniz gereken bu uygulamada, sütün içerisine mayayı atıp, iyice erimesini sağlamalısınız. Sonrasında on dakika boyunca elinizde kalmasını sağladığınız bu mayalı kremi yıkamanız gerekmektedir.

Mayanın Saça Faydaları
Saçlar üzerinde de pek çok olumlu etkisi bulunan maya, strese bağlı saç dökülmelerini önleyerek, saçın uzamasına katkıda bulunuyor. Mayanın içeriğinde B5 vitamini bulunuyır, ve bu vitamin, saç sağlığı açısından çok önemli etkileri olan keratinin oluşumuna katkıda bulunuyor. Keratin de saçın dökülmesini önlerken, yine keratin, daha gür; ve sağlıklı saç görünümüne olanak tanıyor.

Dört çorba kaşığı toz maya; ve bir su bardağı ılık suya gereksiniminiz var. Ilık suyun içerisinde eritilen mayanın saç diplerine friksiyon yöntemi ile yedirilmesi, ve bir kaç dakikalık bekletmeden sonra bol su ile yıkanması gerekiyor…

Kaynak:sağlıkweb

8 Şubat 2013 Cuma


“Hat, kıvrak harflerin sessiz raksıdır!..” dedim ya dünkü yazımda; kimi kısrak başı gibi uzanır kenardan, kimi kartal gibi dikilir azametle, kimi zinde bir dinginlik içinde sarılır diğerine, kimi isyankâr bir hamle ile en umulmadık yerden fışkırır.
Öylesine şaşırtıcı ve etkileyici bir bütünlük ki, Hattat Hafız Osman Efendi’nin, çizdiği “vav”ı ters çevirerek, Sinan’ın Süleymaniye’sine kubbe yapabilirsiniz.
Her “vav”ın bir hikâyesi var...
¥
Meşhur hattatlarımızdan Hafız Osman Efendi (1642-1698), bir gün Beşiktaş’tan Üsküdar’a dolmuş yapan bir kayığa binmişti...
Kayık Üsküdar iskelesine yaklaşınca, müşteriler paralarını çıkarıp vermeye başladılar. Fakat Hafız Osman Efendi’nin üstünde tek kuruş yoktu. Bir zaman ceplerini karıştırıp durdu. Sandalcı küçümseyerek onu izliyordu: “Paran yok mu?..” diye sordu.
Düştüğü bu acınası durumdan bir an önce kurtulmak isteyen hattatın aklına bir fikir geldi:
“Param yok” dedi, “Ama ben tanınmış bir hattatım. Sana bir ‘vav’ yazıversem, sen de onu yol ücreti olarak kabul etsen olmaz mı?”
Sandalcı acıdı koca hattatın haline, daha fazla ezilip büzülmesini içi götürmedi: “Hadi yaz” deyiverdi. Hafız Osman Efendi, çıkardı kâğıdı-kalemi, özenle bir “vav” çizdi sandalcıya:
“İstersen evinin duvarına asarsın, istersen gidip bedestende satarsın. Hadi bana eyvallah!”
Sandalcı bir zaman sonra döndü Kayıkçılar Kıraathanesi’ne. Başından geçenleri bir bir anlattı meslekdaşlarına. Ardından çıkarıp yolcusunun çizdiği “vav”ı gösterdi: “Aha da bu!”
Anlatılanlara kenardan kulak misafiri olan iyi giyimli birinin, sandalcının elindeki “vav”ı görmesiyle yerinden fırlaması bir oldu: “Hafız Osman vav’ı!..” diye mırıldanarak âdeta sandalcının üstüne atıldı: “Bana satar mısın?”
İyi giyimli adamın heyecanına bir anlam veremeyen sandalcı, neredeyse bir kayık fiyatına “vav”ı sattı... İştahı da kabardı tabii. Her gün kayığının başına geçip bağırmaya başladı:
“Bir vav’a Üsküdar!.. Bir vav’a Üsküdar!”
Nihayet denk geldi, bir gün Hafız Osman Efendi yine aynı sandala bindi. Ama bu kez parası vardı. Yol parasını çıkarıp vermek üzereyken, “vav”ın tadını almış olan sandalcı mani oldu: “Aman Hocam, para istemez. Bir vav yazıverin yeter!”
Hafız Osman Efendi gülümsedi:
“O vav her zaman yazılmaz evlât!”
Her “vav” da para etmez...
Eğer arkasında Hafız Osman yoksa...
Rahmetli Mehmed Âkif de öyle demiyor mu?:
“Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?”
Onu en çolpa herifler de emîn ol, becerir.”
“Sâde sen gösteriver “İşte budur kubbe!” diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniyye...”
“Ama gel kaldıralım dendi mi, heyhât o zaman,
Bir Süleyman daha lâzım yeniden, bir de Sinân!..”
Bugün karşımızda, onların inşa ettiğini onarmakla övünen (Süleymaniye’nin tamirden sonraki açılışında Başbakan’ın konuşmasını hatırlayın) bir Türkiye var...
Ne Süleyman’ımız kalmış, ne de Sinan’ımız...
İşte bu yüzden Cumhuriyet Türkiyesi’nin bir cami mimarisi oluşmadı...
Bir Hafız Osman, bir Hamid Aytaç daha yetişmedi.
Hadi şimdi gelin “vav” deyip geçin bakalım... “Hat” deyip geçin, sanat deyip geçin!
Bence dostlar, “vav” deyip geçmeyin, “hat” deyip geçmeyin, “sanat” deyip geçmeyin.
“Sanat”ın “vav” hali ile “vav”ın “aşk” halini çözmeye çalışın!
Umut Oldun " Vâv " Hali Yalnızlığıma


" Sandalımdaki tek küreğe sarılıp gecelere meydan okuduğumu görmedi senden başka kimse… ”

Ey avuçlarındaki ter olduğum,

Ey nefes alışlarındaki hayatı soluduğum,

Ey varlığında yüreğime mutlulukları doldurduğum kadın…

Uzat ellerini ellerime Savur kendini uzaklığımdan yakınlığıma Derinliğini en iyi bildiğin susuzluğuma taze susuşlarınla can kat Doldur yüreğindeki Cennet kokan nehirleri dudakları çatlamış topraklarıma Meçhul karanlıklarıma inat sen hep gözlerinle doğ perdelerime Feleğin değirmeninde bir türlü öğütemediğim arsız acılarımı gülüşlerinle eritHadi dol içime Hadi sarıl sıcak nefesime Ben “ sen “ olayım, sende “ ben “…Hadi katıl seni anlatan satırlarıma Adımlarını hızlandır Topuklarının sesi karışsın nefesineKan ter içinde kal bana gelirkenBozkır dudaklarımı ıslat yüreğinin Cennet kokulu öpüşleriyleHayat alfabesindeki tüm kelimeleri söküp mutluluklarının baş harfine kazı adımıÖlümsüzlüğü iç dudaklarımdanHayatı iç avuçlarımdanGözlerimde yaşa sevdayıCennetin yeşil nehirlerini temaşa et gözlerimde belirginleşen mavi ufuklardaYanmaktan, yakmaktan korkmaYaktıkça beni küllerimden doğarım sanaSokaklarını bilmediğin şehrimde yabancı gibi etrafına bakma sakın Bilmesen de adresimi, yüreğinin sesini dinle… Beni kokumdan, beni izlerimden tanıBeni arama sakınBaktığın aynada, açtığın her kapı ardında ve hayatını idame eden kan atışlarının sıcaklığındayım benAvuçların içindeki terde, iki dudağın acemi titreyişinde ben sana yanıyor olacağımDol içime Tel tel dökül avuçlarımaBahar kokan saçlarını sal göğüs kafesimin ten bilmeyen beyazlığına…Kokunu bırak yüreğimin ince dallarına Ellerini sımsıkı kenetle ellerimeBu sevda yolunda rüzgar düşmanımız, deniz yalnızlığımız olsun Sen bende yaşarken, ben sende nefes alırken gayri tek uzaklığımız “ varlığımız “ olsun Bana deniz kabukları toplarken ıslanana avuçlarını terimle kurulaSar beni SarmalaYağmala beni adının geçmediği her bir cümlemi Öldür beni seni sende yaşarkenSabaha erişmeden bu tende yeniden doğur beni 


İki dudağından çıkan her cümleye beni kat Ekmeğinden bir parça, kana kana içtiğin sudan bir yudum ve aldığın her nefesten bir umudu bana yolla Senle doldur yüreğimin boşluklarını Sahibim, ömür sebebim, gönül güzelliğim ol Islat beni sevda sözcüklerinleSonra ıslattığın her damlayı gözlerindeki sevda güneşiyle ısıtHadi sonum ol varlığımın başlangıcı yüreğinle…Sonsuzluğum ol ellerinden Cennet tadındaki şerbeti içerken…Sözlerini unutulmuş binlerce şarkıyı fısılda kulaklarıma Her notasında beni haykır Avaz avaz sus ne olur Her susuşun varlığımın anlamı olsun…İç ceplerime zamansızlığın, uzaklığımın kelimelerini bırak Gözlerinin rengin ile boya yüreğimin gökyüzünü Sana en çok yakıştırdığım beyazları giydir toprak rengi umutlarımaDelice ak susuz ovalarıma Dol kıyılarımaKana kana içeyim sevgini Kokunu, umudunu, mutluluğunu ve adınla özdeşleşmiş bir mintan huzuru bırak avuçlarıma Tüm bunları bırakmaya geldiğinde ev kapısının kapı olduğunu düşüneceksin bir an Hayır, hayır sevgili Yüreğimin, evimin anahtarı sağ cebindeEllerine cebine götür sadece Hadi beklemeAç hadi mutluluklarının yegane adresiniAyakkabılarını çıkarmaya gerek yokAyak izlerinin mührü kalsın yüzümün senli cografyalarında… Bana gelirken biliyorum nefes nefese kaldın senBiraz da terledinHadi utanma sevgili; terini terimle sil, sonra yol yorgunu gözlerini gözlerimde dinlerdirUsulca kıvrıl “ yüreğin “ miktarı boşluk bıraktığım yatağımın kenarına Sokul “ kurban olduğun “ nefesime Gözlerini gözlerime kapat hadi Bırak bana “ sendeki “ seni Kapat perdeleri…Bana söyleyeceğin her şeyi unut…Sus sadece…Sustuğun her cümlede varlığım sana doysunSarıl bana bir çocuğun annesinin şefkatine sarıldığı gibi Fırtınalı bir zamanda ölüm ile hayat arasında kalan bir geminin sığındığı kücük koya demirlediği gibi yüreğine emanet eyle yüreğimeSusuz dudaklarını daya boynumun kurak iklimlerine Nefesinle ıslat saç köklerimin ter kokan diplerine İç beni…Suyu içer gibi Sev beni…Ekmeği sever gibi…


………………


Sözlerim bitti…
Gayri sana geliyorum…
Bulut bulut sevda sağanağı halimle
Gayri sana geliyorum
Duasını unutmuş cocuğun ıslak dudağı mahcubiyetimle
Sana geliyorum…
İster tek kurşunla vur sinemi…
İster tek bir kelimende sustur beni


Cümlelerim bitti…
Gayri susmak vakti devrik cümlelerde
Söylenebilecek her şeyi söyledim
Artık tüm gurbet kuşları özgür…
Sana kavuşmuşken her gece beni “ sende “ öldür…
Ve gece sabaha kavuşmadan
Beni yeniden sana doğur…
…………
Sana geliyorum
Öznesi senin olduğu bu hayatı,
Devrik fiillerle kurduğum cümlelerimle
Yaşama geliyorum…


Bir,
İki…Üç
Tıp…
Sustum…
En “ vav “ halimle “ sana / sevdana “ sustum…


Çünkü sen;
“ Umut “ oldun ” vav “ hali yalnızlığıma…
“ Elif “ oldun “ canı “ sende saklı yarınlarıma…
“ Gül “ oldun dalında “ Cennet “ yazılı kavuşmalarıma

7 Şubat 2013 Perşembe

Vav :en aciz halimizle iki büklüm huzuru ilahide eğilmektir.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Biz Sözlerimizi Artık Satırlara Değil Sadr'ımıza Yazdık.
Kalbinizin Gözü Varsa okur, Kulağı varsa Duyar, Dili Varsa Konusursunuz...
..

HZ.MEVLANA



vavdm3

Vav!

İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.

İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.

Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.

O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.

Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.

Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.

İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.

Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.

İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.

Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?

Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.

Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.

Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.

Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.

Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der.
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.

Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.

Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.

"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir."

Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?

İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;

"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir"

Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.

İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!”

Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.

Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde...

Muhabbetle

(Hakan Türkyılmaz'dan alıntıdır)